Anasayfa

"Hayalleri olmayan insanlar, hayalleri olan diğer insanlar için yaşarlar..."

"Jim Rohn"

   


    




Bir eczanenin kendini bulması için gerekenler ne? Her ay onlarca eczacı ile görüşmeler yapıyorum, her eczacının ilk hedefi elbette cirosunu artırmak, daha çok kazanmak ve bu sayede hem yaşam standartlarını hem de eczanesinin genel durumunu iyileştirmek. Haksız değiller elbet ancak bu maalesef tek başına yeterli bir durum değil... Bu şekilde çalışan pek çok eczanede karlılıkların aslında sandıklarından çok daha düşük olduğunu gözlemledim. Elbette eczanede ciro artmasın demiyorum ama artarken karlılığı göz ardı etmeyelim diyorum. Bir eczanenin diğer tüm işletmeler gibi yaşayan birer organizma olduğunu bilmek gerekir. İşletmeler elbette insanlar sayesinde varlıklarını sürdürürler, dolayısı ile bir işletme yönetimi içinde mutlaka insana özel çalışmalar yapılmalıdır. Yaptığım çalışmalarda temelde 3 aşamayı ele alırım; İşletme yönetimi, İnsan kaynakları süreçleri ve pazarlama faaliyetleri. Gelin hep birlikte kısa kısa değinelim bu maddelere...
Merhaba sevgili Farmalive okurları. Geçen sayıda sizlerle eczanelerde danışmanlık uygulamaları ile ilgili bir paylaşımda bulunmuştum. Eczanelerde yapılan danışmanlık çalışmalarının diğer sektörlerdekinden çok bir farkının olmadığından, eczane yönetiminin bir şirket yönetmekten farklı olmadığından sadece uygulama alanının daha dar ve sınırlı sayıda kişi ile yapıldığından bahsetmiştim.
Müşteri ilişkileri yönetimi uygulamaları tüm işletmeler için model oluşturmaktadır. İşletmelerin mevcut müşterilerini korumaları, gelecekte müşteri sadakati oluşturmaları açısından müşteri beğenilerine uygun bir şekilde hareket edebilecekleri yazılımlar ile müşteri bilgilerini kayıt altında tutarak işletme davranışlarını geliştirmeye, müşteri ilişkileri yönetimi denir. Satış programları, pazarlama programları, müşteri servisleri programları ve teknik destek programları müşteri ilişkilerinin temelini oluşturur.
Tarih 03 Mart 2009, gazete manşetlerinde insan olanın içini karartan, okuyan her kişiyi hayretlere ve dehşete sürükleyen bir yazı… “Münevver’i Canlı Canlı Kestiler.” Yüreğim sızladı birden, sanki kanım çekilmişti, öylece anlamsız bir şekilde başlığa bakakaldım. Bir süre sonra okumaya başladım başlık altındaki yazıyı, Türkiye’nin tanınmış ailelerinden birinin oğlu, henüz 17 yaşında yaşam dolu gencecik bir kızın hayatına son vermişti. Cinayeti işleyiş şekli insanı daha fazla dehşete düşürüyordu ama, önemli olan bir insanın hayatına kastedilmiş olmasıydı… O an bu genç kızın hayallerini düşündüm, kim bilir neler neler hayal ediyordu, bu kansız adamlaydı belki bu hayallerin bir kısmı… Ancak hayallerinin kahramanı bu güzeller güzeli kızın hayaline ulaşabilmesinin önüne geçmişti, hem de vahşice…
Yaşamın her anında yeni ve şaşırtıcı hikâyeler vardır, bu sayıda sizlerle MOSO ağacının hikâyesini paylaşmak istiyorum. Uzak doğu’da ve bataklıklarda çok ama çok zor şartlar altında yetişen bir bambu ağacı türüdür Moso Ağacı… Bu ağacın özelliği diğer ağaçlar gibi sıradan bir hayatının olmamasıdır.
Değişim dediğimizde aklımıza gelen ilk şey nedir ve bu düşünce ilk olarak nerede ve ne zaman sizin zihninizi zorlamaya başladı? Değişim denilen şey; “Bir süreç içindeki değişikliklerin tümü.” Olarak tanımlanabilir. Değişim tanımlanması gereken ve aynı zamanda dikkatle yönetilmesi gereken bir süreçtir, bu nedenle değişim yönetimini de ayrıca tanımlamak gerekmektedir. Değişim yönetimi, hızla değişen bir ortamda ayakta kalabilmek ve rakiplerin önüne geçebilmek için, işletmenin kendini yenilemesi, değişim fırsatlarını analiz edip ortaya çıkan potansiyeli değerlendirmesi ve en uygun stratejinin belirlenip bunun uygulanması için yeniden örgütlenme ve yapılanma işidir.
İşyerlerimiz yaşayan birer varlık olup olmadığını anlamak için bazı sorulara başvurmak gerekir; 1. Bu kuruluş zaman içinde değişen koşullara nasıl uyum sağlıyor? 2. Bilim adamlarının canlılar dünyasındaki uyum süreçleri ile ilgili bildiklerinin mevcut işimizdeki uyum süreçlerine nasıl entegre edebiliriz?
Her iş modeli için var olan rekabetçi yaşam, şirketleri dar kar marjları ile mücadele etmek zorunda bırakmaktadır. Global bakış açıları, küreselleşme ve rekabet düzenlemelerinin gevşetilmesi; internetin yaygınlaşması ile birlikte tüketicinin en iyi fiyata ulaşabilme şansının her geçen gün daha da artması, mal yada hizmetlerin piyasada hak ettikleri değeri bulmasını gün geçtikçe zorlaştırmaktadır.
Zaman zaman bir karar vermenizin gerektiğini, ancak bir türlü karar veremediğinizi hissettiğiniz anlar oldu mu? Neyin doğru olduğunu bilmeden, yüreğiniz sizi bir karara yönlendirirken, mantığınızın başka bir kararı onadığı durumlar... Öyle bir duygudur ki, seni sürekli içine çeken ve her defasında daha da derine iten bir girdabın içindeymiş gibi hissedersin kendini. Hangi kararın doğru olduğunu hiç bilemezsin ve hiç bir zaman da bilemeyeceksin aslında. Peki insan mantığının mı, yoksa duygularının mı peşinden koşmalı?
 1 
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam17
Toplam Ziyaret52779
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.85643.8718
Euro4.54804.5662
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 2°
Saat